Düşler Ülkesi
Küçükken bir tane de benim vardı. Sanatsal değeri olabileceğini düşünmemiştim hiç. Meğerse o kocaman insanların bile kalbinde, beyninde birazcıkta olsa hayal gücü varmış.
Keşke küçükken hayalini kurduğum düşler ülkesine gidebilsem bende. Hissiz yaşayan insan yığınından çok sıkıldım. Yaptıkları tek şey yaşamak. Nefes alarak, hissizce. Yaşamak zorunda olduklarını düşündükleri için. Çok zavallıca.. zorundalıktan ibaret hayat. Bunu biliyorum ama böyle olduğu için yaşamak en acizcesi. Ben böyle yaşayanlardan değilim. Bir amacım, emeğim ve arkamdakilere bırakabilecek bir yeteneğim var. Bu asla gelişine yaşamak değil sanırım.
Anlayamıyorum. Madem zorundalıklarla yaşanıyor bu dünya o zaman neden mutsuzluk var. Mutlulukta bence bir zorundalık. Sen o ciğerinden aldığın nefesle mutlu olmak zorundasın. Düş kurup, hayal etmelisin. Büyümek kimsenin elinden çocukluğunu almaz. Yeri geldiğinde 30 saniyelik bile olsa 5 yaşındaki bir çocuk dahi bir yetişkin gibi davranabilir. Mantığınıza yatmıyor değil mi? Açıkçası içinde çocuk ruhu taşımayan, hayal kurmayan, düşler ülkesi olmayan bir insan bana mantıktan ve duygudan söz etmesin. Sadece gülerim hani o sizde de olan isteksiz sırıtışın aynından.
Kimse kimsenin düşüncelerini yargılayamaz. Kimse kimsenin hayaline gülüp geçemez. Her hayal bir düşünce eseridir. Mutluluk dolu kalplerin, mutsuzda olsa en azından kurduğu hayalle yüzünü güldüren insanlarındır.
Benimde çok hayalim var. Hatta gerçek hayatımı bile düşler ülkesi tadında yaşıyor olabilirim. Yapabileceğim pek bir şey yok. Hayal kurmak ve bunları yazabilmek bana bahşedilmiş en büyük yetenek..
Portakal kokulu düşlere :)
9 Aralık 2012




